Sorumluluk almadan yaşanır mı?

Hayatım boyunca her türlü sorumluluktan hızla uzaklaşan, imkanım olsa daha da kaçmayı düşünen ben için yanıt evettir. Fakat sorumluluk almaktan kaçınmakta mecburen daha büyük sorumluluklar almama yol açtı. Elimi taşın altına koymadığım her an, yaşam kalitem düştü. Ciddiye alınmayan, bu orandada ukalalaşan bir karaktere evrildim.

Sorumluluktan kaçmamın aslında çok karmaşık ve felsefi nedenleri olduğuna inandırdım kendimi. Halbuki sadece korkuyordum. Çocukluğumdan itibaren yaptığım her işe karışılıp müdahale edildi. Ve bende madem doğrusunu siz biliyorsunuz siz yapın moduna girmiştim. Artık istemeyi bilmiyordum. Bir amaç belirlemek ve onun için çaba göstermek anlamsız geliyordu. Çünkü hiç bir çabanın hiç bir ödüle değmeyeceğini düşünüyordum. (belki haklıyımdırda)kimsenin bana hesap sormasını istemiyor, yalnız bir tanrı olarak ölmeyi planlıyordum.

Ama işler hiçte planladığım gibi gitmedi. Kendime inşa ettiğim nihilizm duvarında çatlaklar başladı. Beynim sürekli çok ucuz bir hayat sürüyorsun, böyle yaşayacağına ölsene demeye başladı. Bu son derece mantıklıydı, madem herşeyi elimin tersiyle itiyordum, yaşamıda itmeliydim. Ama itemedim. Korku deyin, yaşama içgüdüsü deyin,yapamadım. Bu şekilde ölmek beni çok üzücekti. Beceremeden, seyrederek, hayata dokunamadan. Bu durumu yok ettiğime inandığım gururuma yediremedim.

Önce uysuzluk başladı, sonra ağlama krizleri. Ezilen gururumun bana hatırlattığı iğrenç anılar içinde salya sümük hıçkırıyordum. 3 gün su dışında hiç birşey ne yedim ne de içtim. Sigara bile iğrenç geliyordu. 4.günün şafağında yataktan doğrulabildim. Ailemi arayıp beni en yakın akıl hastahenise götürmelerini istedim. Artık dayanamıyordum. Kendimden tiksiniyordum. Beni gelip aldılar. Sarılmalar, ağlamalar. Ertesi gün psikatrideydim. Fakat içimde hala o herşey bitti son çırpınışların bunlar hissi vardı.
Boyumu kilo mu falan ölçtü doktor.
Sonra, yabancı romanını okudun mu dedi. Bu soruyu beklemiyordum ama duymak beni inanılmaz mutlu etmişti. Oradaki karaktere dönmüşssün dedi hani annesi ölüyor üzülmüyor falan. Güldük adamla. Biraz konuştuk falan, iştahımı açacak bir antipsikotik yazdı.

Bundan sonrası toparlanma sürecimdi. Kendime saygısızlık olacak hiç bir davranışı yapmamaya karar verdim. 7. Yılını okuduğum okulu, bitirdim. Kız arkadaş denemelerim oldu, pek beceremedim ama bir kaç şeyde yaşadım. Madem ölmeyi beceremiyorsun birde yaşamayı dene dedim kendime. Bir şeylere dokunmaya çalıştım. Ufak tefek işlere girip çıktım. Karamsarlık içinde yazdığım bazı sözleri kitaplaştırdım, pek satmadı, zaten satmayacağını biliyordum ama denedim demeliydim. Şimdilerde hayatını nasıl yaşıyorsun derseniz. Eh yine pek mükemmel değil. Okuyup ettiklerim, öyle kolay düşmedi yakamdan, hala hayatı çokta ciddiye almanın biraz gülünç olduğunu düşünüyorum sanırım. Ama artık güle güle yaşamaya karar verdim bir nevi absürdizm.
Arabeske veda, youtuba dark music yazmaya elveda, elveda babalar ve oğullar elveda. Yeni bir gün doğuyor, merhabaa.
Ananı sikeyim dostoyevski.
Oblomov doparla gendini guzumm.

Gerçekler yaşam gibi
Ağır ağır önümden geçiyor
Yine de merhaba
Pisirikdeli sevgiler diler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s