Benim güzel kedim.

Tüylüydü


Yıkık dökük bir evin balkonunda doğmuştu tüylü. Kardeşleri, yeterince iyi beslenemedikleri için ölmüş ama o yaşamayı başarmıştı. Annesinin çöpten buldukları ve konu komşunun arada önlerine attığı yemek parçalarıyla yaşayıp gidiyordu.

Güzel bir kediydi , gri ve yumuşacık tüyleri vardı, öfkeli bir görünümü olsada son derece uysaldı. İnsanlara güvenir ama ilk adımı hep insanlardan beklerdi. Sevilmeye başlamasıylada uykuya dalması bir olurdu.

Bazen onu göremez paniğe kapılırdık. O ise otların, böceklerin içinde uyuya kalmış ve halinden gayet memnun görünürdü.

Diğer kedilerle arası pek iyi sayılmazdı. Biraz içe dönük bir kediydi. Ona sataşan olmadığı sürece kimseye yüz vermezdi. Fakat bir keresinde kemiğini almaya çalışan köpeği kovaladığını görmüştüm. Sabırda bir yere kadardı herhalde.

Ona baktıkça düşünürdüm. Ne farkı vardı bizden sanki. Oda kendince bir yaşam mücadelesi veriyordu işte. Yiyiyor, içiyor ve sevilmekten hoşlanıyordu. Bizler gibi kaygılanıyor, üzülüyor, kıskanıyor ve küsebiliyordı. Belkide annesinin yemek getirmeye gittiği günlerde acaba annem geri gelecek mi diye oda ağlamış, mırıltılarıyla dualar etmişti. Kim bilir?

Onu izlemekse ayrıca hoşuma gidiyordu. Davranışlarını anlamaya çalışıyor, ona bakıp yaşamın ortak noktalarına dair çıkarımlar yapıyordum. Bazende, özellikle yağmurlu havalarda, çardakta onunla oturuyor ve tüm bunlar neden diyordum. Ama mutsuz değildim.Hayatı izledikçe belkide böyle olması gerekiyor diyordum kendi kendime.

Bir gece, yemekten sonra, tüylü için ayırdığım tavuk parçalarını götürmeye, bahçeye inmiştim. Fakat ne kadar çağırsamda etrafta görünmüyordu. O sırada ise, bahçenin karşı tarafında bir hareketlilik vardı. Belki fatma teyzelerin oradadır diyerek bende oraya yöneldim. Fatma teyzeye baktım oda bana baktı. İlk kez üzgün görüyordum onu.

O anda, bir adam geçti yanımdan, yalnız adamın elinde bir şey vardı. Tüylü bir şey, hareketsiz ve kızılımsı. Adam yavaş yavaş çöpe doğru gidiyordu. İçime birşey oturdu, aklıma gelen gerçek olmamalıydı, olmasındı. Adamın arkasından çöpe yöneldim,gözyaşlarım gözlerimden fışkırmak istiyordu. Çöpteki şey benim güzel kedim tüylüydü. Hıçkırıklarla çıkardım onu oradan. Bir umut, sevip okşadım. Ama gitmişti.

Sabah ilk iş onun için bir yer kazdım. Bu kadarını hakediyordu. İşim bitince mezarının yanına oturdum ve düşündüm. ” hayatta kalmak için verdiği onca mücadele nereye gitmişti tüylünün?” yaşam, bir araba tekerine mi bakıyordu? O an tesadüfen yaşadığımı fark ettim. Sadece bugünde ölmeyecek kadar şanslıydım, fazlası değil. Sonra güldüm kendi kendime. Adını tüylü koyacağımıza, şanslı koysaydık keşke.

Pisiriktüylü sevgiler dileyemiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s