VÜCUT GELİŞTİRME VE İRADE

Modern yaşamla birlikte bir çoğumuz kaslarımızı neredeyse hiç kullanmıyoruz çünkü buna gerek duymuyoruz. Masa başı bir işte belki de hiç terlemeden, günümüzü noktalıyoruz. Halbuki, bizler böyle yaşamaya uygun yaratıklar değiliz. On binlerce yıldır avlanıyor, tarım yapıyor ve vücudumuzu bir şekilde çalıştırıyorduk. Ama artık hantallaştık. Gün içinde yediklerimizi bile sindiremeden uyuya kalıyor, Obezite ile mücadele ediyoruz.

Bolluk ve kolaylık insan için hiç bir zaman iyi değildir. İnsan bir hayatta kalma mekanizmasıyla doğmuştur ve bu mekanizmayı kullandıkça tatmin olabilir hayattan. İlk insanların depresyon diye bir şikayetleri olduğunu hiç sanmıyorum. Koşan, mücadele eden avlanan ,çiftleşen ,keşfeden bir varlık neden depresyona
girsin ki? Uğruna emek verdiğimiz şeyin anlamsız olduğunu düşünmeyi pek sevmeyiz. Çünkü o şeye emeğimizle bir anlam katmışızdır. Bomboş ve eylemsiz bir hayat elbette anlamlı görünmeyecektir çünkü onu anlamlı yapacak şeyden yoksundur. Mücadeleden… İnsanı harekete geçiren sahip olmamaktır, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızdaysa hayat elbette anlamsız görünür. Hayvanları gözlemlediniz mi? Avlanırlar, yemeklerini yerler ve uyuyarak dinlenirler. Peki biz ne yapıyoruz? Biz geleceği de kontrol etmek istiyoruz. Yarın aç kalma korkusuyla bugünden her şeyi stokluyoruz. Bütün gün ona ömür boyu yetecek parayı hesaplayanlar var.

Tüm ömrün ihtiyacını bir günde toplayıp, geleceğe umutla bakmak istiyoruz ama bundan büyük bir hata olamaz. Böyle bir konfor büyüklüğü insan ruhuna iyi gelmez. Onu hayata devam etmeye itecek güdüleri öldürür. Her şeyi kontrol altına alıp, ölümsüzlüğümüzü garantilemek isterken, yürüyen ölülere dönüşüyoruz. Her şeyi tam ve mükemmel olmaya zorlamaktan vazgeçmeliyiz belki de.

Gelelim bütün bunların vücut geliştirme ile ne ilgisi olduğuna. Aslında çok ilgisi var. Vücut geliştirmeyi sadece kaslarınızı geliştirmek olarak görüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz demektir. Çünkü ağırlık kaldırmak aynı zamanda iradenizi de güçlendirir. Nasıl mı ?

15 kiloluk bir dambılı kaldırırken bunu sadece kaslarınızla mı yaptığınızı düşünüyorsunuz? Öyleyse neden bazen 10 sette kalıyor bazen 12 13 setlere çıkabiliyorsunuz? Sadece kaslanırız güçlendiği için mi? Evet bu bir etken. Ama arka planda pek göremediğimiz bir etken daha var. “İRADE” 10 Set yaptığınızı gören beyninize, “ee o zaman 12 de yapabilirsin diyoruz” ve onu zamanla 20 setlere bile çıkabileceğimize ikna etmeye başlıyorsunuz. Evet ilginç ama beynimizi de ikna etmek zorundayız ve bunu da saf bir şekilde “hadi yapabilirsin” diyerek değil, bizzat yaparak gösterirseniz onu ikna şansınız daha da artacaktır. Gün içinde 1 saat ayırarak yapacağınız bu spor bazen tüm gününüzü kurtarabilir. Nasıl mı?

Düşünsenize siz zaten o 1 saatte tüm o kaslarınızı yorarak zor bir işi başardınız. O andan itibaren yapacaklarınız gözünüzde zaten küçülecek. Örneğin; markete alışverişe gitmeye üşenir misiniz ? Siz zaten 10 tane kasınızı hunharca çalıştırmışsınız, biraz yürümekten ne çıkabilir ? Aştığınız güçlükler arttıkça, ardınızda kalan zayıflıklarınıza gülmeye başlayacaksınız. Bu bana koyar mı lan diyeceksiniz “ben 75 şınav çekmişim bu nedir?” Ve tüm bunları aşmaya başladığınızı gördükçe; kendinize yavaş yavaş güvenmeye başlayacaksınız.
Bazı kişisel gelişim kitaplarında şöyle şeyler duyuyorum. “Kendine güven, sen değerlisin.” Hayatımda bundan kötü yalan görmedim. Ben niye değerliyim ve siz bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Bu absürt hümanizmden arınmak gerektiğini düşünüyorum. İnsan yaptıklarıyla değerlidir ve kendine güveni aştığı engeller ölçüsünde gelişir. Siz hiç fitness salonlarında insanların nasıl değiştiğini gözlemlediniz mi? Ben gördüm. İlk günlerde elindeki 1.5 kilo dambılla salonun arkasında; özgüvensiz gözlerle etrafa bakan insanların 3 ay sonra bakışlarındaki keskinliği gördüm. Vücutlarına renk geldiğini, ses tonlarının değiştiğini, ve daha umutlu olduklarını gördüm. Kısaca sağlıklı görünüyorlardı. Sanki kanları tazelenmişti.

Oturduğum yerden iyi hissetmeyi, kaygılanmamayı bende isterdim. Ama emin olun işler o zaman daha da sarpa sarıyor. Matrix izleyenler bilir. Geliştirilen ilk Matrix sistemi neredeyse cennete yakın bir yer olarak yaratılıyor. Ama insan doğası bu durumla uyum sağlayamıyor çünkü amaçtan yoksun hissetmeye başlıyorlar. Hiçbir şey için acı çekmemeye başlıyorlar ve bu yüzdende zamanla insan olmaktan çıkıyorlar. Özetle cennet için yaratılmadık ki orada yaşayalım kafasına eriştikleri söylenebilir. Şu dünyada hak ettiğinizi yemek kadar keyifli başka şey var mı zannediyorsunuz? Bakmayın siz, bana 3 milyon dolar verseler çok iyi yaşardım diyenlere. Zamanla o parayı hak etmediklerine inanacakları için kısa sürede harcayacak, manasız işler yapacaklar ve suçu paranın uğursuzluğuna atacaklar. Uğursuz olan para değil, hak edilmeyen para. Zaten başkasınınkiyle gerdeğe girenin çocuğu da sakat doğarmış.

Pisirikantidepresan sevgiler diler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s