HAYATIN TADININ KAÇMASI

Eski futbol ya da boks maçlarını düşünün. İzlemesi keyifliydi değil mi? Peki şimdi nasıl? Birbirini dakikalarca ölçüp tartan boksörler, hata yapmamak için defanstan çıkmayan stoperler vesaire…

Eskiden top birinin ayağına geldiğinde heyecanlardık ya da Mike Tyson maçlarını izlemek için televizyon başında uyuya bile kalırdık. Ama artık, her şey o kadar sistematik oldu ki, işin bütün eğlencesi kaçtı. Bilim ve psikoloji ile insanın fiziksel ve mental sınırları öğrenildikçe; kişiye göre özel egzersizler, diyet programları, meditasyonlar, kısaca ne bok keşfedildiyse insana dayadılar. Elbette bu kötü bir şey değil ancak sonuçları hayatın bir nebzede olsa tadını kaçırdı. Ortaya Messi gibi bir futbolcu çıkıyor, bu sefer rakip takımdan 3 kişi onu tutuyor. Ne anladım ben bu işten. Tüm hayat bir satranç oyununa dönüştü. Herkes 3 4 hamle sonrasını görmeye çalışıyor ve bizde tatsız tuzsuz şeyler izliyor ya da okuyoruz. Bu durum kitaplar ve filmler için de geçerli. Bir senaryo oluştururken bile kullanılan hazır şablonlar var ve bunun üzerine yazıyorlar. Ayda yılda bir kişi çıkacakta, sinemaya ya da romana yeni bir soluk getirecek diye bekliyoruz. Komik olan ise şablonun biraz dışına çıkanlara hemen tapmaya, “işte gerçek sanat” budur, “yönetmen tam bir dahi” falan diyoruz. Dahi dediğimiz kişi o şablonu ya da taslağı alıp, diğerlerinin g.tüne sokandır ya neyse…

“Taktik maktik yok bam bam bam” sözünü bu yüzden sevmiyor muyuz birazda? Çünkü artık taktiklerden kusma noktasına gelmedik mi? Bir şey yapmak istiyorsunuz ve hemen biri gelip o aslında öyle değil böyle demeye başlıyor. Yav kardeşim bir durun ya. İnsanın bir şeyleri kendi kendisine keşfetmesinden duyduğu hazzın içine sıçtınız. Çocuğuna mangalı yak deyip, başında 100 tane nasihat veren ebeveynler var ya.. Ne anlamı kaldı o işin. O çocuk o mangalı tek başına yakıp etleri pişirecek ki özgüveni yerine gelsin. Bir şeyler öğrensin. Ama hayır! Artık birine leb deseniz leblebinin tarihi anlatır oldu.

Bildiklerimizi başkalarına aktarmakla ilgili bir sorunum yok. Kızdığım nokta hiç sormadığınız şeylerin bilgisinin, üzerinize kusulması, bir şeye heves etseniz sizden daha bilgililer gelip ağzınıza sıçıp gidiyor. Denediğine deneyeceğine pişman ediyorlar insanı. ” Kardeşim o hareketi yanlış yapıyorsun” diye gelmezler mi… Ahhhhh. Bırak yanlış yapayım, sakatlanıp öğreneyim, annem misin babam mı ki; benim sağlımı düşünür oldunuz. Sakın bilginizle şekil yapıyor olmayasınız? Ne bu bilgi ispat yarışı kardeşim. Adres sorarız , 5 kişi toplanıp, birbirinizin sözünü kese kese adres tarif edersiniz? Nedir sizin derdiniz? Adres tarif edeceksin lan adres. Kuantum mekaniğini anlatmayacaksın.

Hayatta en sinirlendiğim şeylerden biride, talep etmediğim bir şeyin bana sunulması ve buna minnet etmemin beklenmesi .(sadece teşekkür ederim) Size sormadan adınıza bir şeylere karar veren insanlar vardır. Bir gün seri katil falan olursam; dünyadan temizleyeceğim ilk insanlar bunlar olacak.

Özetle; bu hayatın heyecanı meyecanı kalmadı mk.

Pisirikbitkin sevgiler diler.

HAYATIN TADININ KAÇMASI” için bir yorum

  1. Offff offf ya abicim/ablacığım sen nasıl nihilistsin takma geç kafana. Kusura bakma da yazıya başlık koyuyorsan yazdığın da alakalı olsun talk show yap. Azacık bilgi vardır diye iki yazını okudum kusura bakma ama kendi dünyanı anlattın. Hadi takılma hiç bir boka değmeyecek şeylere.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s