NO MORE MR. NİCE GUY ÇEVİRİ BÖLÜM 16

BİR KARAR VER

Efendi adamın kendini ilk sıraya koymasıyla birlikte; başkalarını memnun etmesine, insanları çözmeye çalışmasına gerek kalmaz. Kendine şunu sorar “İstediğim bu mu?” “Peki o zaman yapacağım.”

Sizlerde kendinizi bir hafta sonu veya bir hafta boyunca ilk sıraya koymaya karar verin.
Çevrenizdeki insanlara ne yaptığınızı söyleyin. Bir arkadaşınızdan sizi desteklemesini isteyin.

BÖLÜM 5

GÜCÜNÜ GERİ AL

Birkaç yıl önce bir cumartesi sabahı, eşim Elizabeth ve ben yaptığım bir şey yüzünden, hararetli bir tartışma içindeydik. Tartışmamız, doruk noktasına ulaştığında Elizabeth dayanamadı ve ” Sen bir pısırıksın.” diye bağırdı.

Elizabeth odadan çıktığında, gözyaşlarımı silmek için banyoya gittim. Bir kaç dakika sonra kapı çaldı. Ben yaralı avına bir bıçak daha vurmaya geldiğini düşünmüştüm ama o sadece “Özür dilerim.” dedi.

«Sana pısırık dediğim için üzgünüm. Bu adil değildi. »

«Aslında,» diye karşılık verdim, gözyaşımı silerek, «Bu sabahtan beri söylediğin en doğru şeydi. »

Efendi adamlar pısırıktır. Bunu söylemek hoş bir şey gibi görünmeyebilir ama maalesef böyle… Efendi adamlar, kurban olma eğilimindedir çünkü yaşam paradigmaları ve çocuklukta geliştirdikleri hayatta kalma mekanizmaları, onların kişisel güçlerini feda etmelerini gerektirir. Bu adamlar, başkalarını, kendi sorunlarına neden olarak görme eğilimindedir. Sonuç olarak, sık sık hüsrana uğramış, çaresiz ve öfkeli hissederler. Bunu onların vücut dillerinde görebilir, ses tonlarından bile anlayabilirsiniz.

ZAYIFLIK PARADİGMASI

«Eğer iyiysem, o zaman sevilirim, ihtiyaçlarım karşılanır ve sorunsuz bir hayat sürerim. »
Maalesef bu paradigma, kişiye; sonsuza dek sürecek güçsüzlük duygusu dışında hiçbir şey katmaz. Hayat dediğimiz şey kaotik bir yerdir. Böyle bir yerde, her şeyi pürüzsüz tutmaya çalışmak imkansız olmasının dışında kişiyi takıntılı bir bireye dönüşmeye zorlar.

Efendi adamların hayatlarını sorunsuz geçirmek için yaptıklarını aşağıda bir listede göreceksiniz. Sizlerde sorunlarla başa çıkmak için hangi stratejileri kullandığınızın bir listesini yapın ve güvendiğiniz biriyle bu listeyi paylaşın.

Doğru olanı yapmak.
Güvenli adamı oynamak.
Öngörmek ve düzeltmek.
Büyüleyici ve yardımsever olmak.
Gizli sözleşmeler kullanmak.
Kontrol etmek ve manipüle etmek.
Bakmak ve sevindirmek.
Duyguları bastırmak.
Başkalarının duyguları olmadığını düşünmek.
Sorunlardan ve zor durumlardan kaçınmak.

KİŞİSEL GÜCÜNÜ GERİ GETİR

Kişisel gücü: bir kişinin, bir sorunun üstesinden gelebileceğinden, emin olması olarak tanımlıyorum. Burada yanlış anlaşılma olmaması için söylemeliyim ki; kişisel güce sahip olmak hiçbir şeyden korkmamak değildir. Aksine korkmak, insan için çok doğaldır. Önemli olan korkuya teslim olup olmama kararını alabilecek irade gücüdür.

Bu gücü geri kazanmak için şunlar yapılabilir;

Teslimiyet.
Gerçekleri görmek.
Duyguları ifade etmek.
Korkularla yüzleşmek.
Dürüstlük geliştirmek.
Sınırları belirlemek.

TESLİM OLMANIN ÖNEMİ

Teslim olmak vazgeçmek demek değildir. Kişinin değiştiremeyeceğini bırakması ve değiştirebilecekleri için eyleme geçmesi anlamına gelir. Bırakmak, umursamamak ya da denememek anlamına gelmez. Bırakmak; bir şeylerin olmasına izin vermek demektir. Sertçe sıktığınız yumruğu serbest bırakıp gerilimden kurtulmak gibidir.

Teslimiyet efendi adamların hayatı öğrenmelerine, büyümelerine ve yaratıcılıklarına destek olur. Kaosu kontrol etmekten çok, bu kaosa nasıl yanıt vereceklerine dair iyi bir pratiktir.

Gil’in, teslimiyet sürecini iyi örneklediğini düşünüyorum.

Gil kız arkadaşı Barb ile olan ilişkisinde tıkanmıştı. Sorunlarını çözmek için danışmana gitmişlerdi. Kız arkadaşının sürekli kızgın, depresif ve sexe karşı ilgisiz olduğundan yakınıyordu. Asla onu üzecek şeyler yapmıyordu ama durum ortadaydı.

İkisi de 50’li yaşlarının başlarındaydı ve sekiz yıldır birlikte yaşıyorlardı. Evliliği düşünmüş ama bundan endişe duymuşlardı. Gil danışmaya gidip geldikçe sorunun eşi Barb’ta olmayabileceğini, kendisinin sürekli bakıcı ve kontrol edici davranışlardan kaynaklanabileceğini düşünmeye başladı. Ayrıca dışarıda pek ilgi alanı olmadığını, doğru dürüst bir erkek arkadaşı bile olmadığının farkına vardı. Bir kaç ay sonra ise bizim terapi grubumuza katılmıştı.

Gil kendi sorunlara odaklanmaya çalıştığında bile kız arkadaşını daha iyi hale getirmenin anahtarını aramaya devam ediyordu. Süreç yavaş işliyordu ama Gil Barb’ı değiştirmek için hiçbir şey yapamayacağını görmeye başlamıştı. Barb’tan ayrılmak ve kendine odaklanmak zorundaydı.

Grubunda desteğiyle, Gil sonunda teslim olmuştu. Sorunlarını çözmekten vazgeçmiş, ve fark etmişti ki sorunları o kadarda büyütülecek şeyler değildi. Hatta kız arkadaşını ona yardım etmek için gönderilmiş bir hediye olarak görmeye bile başlamıştı.

Aradan bir yıl geçmişti. Gil gruba Barb ile evlenmek için bir tarih belirlediklerini söyledi. Artık hayal edebileceğinden çok daha iyi anlaşıyorlardı. Kontrolü dışında olan bir duruma bilinçli bir şekilde teslim olmuştu. Ama ironik bir şekilde bu teslim oluş; gerçekten istediği şeyi almasının önünü açmıştı.

Hayat hepimize armağanlar sunar. Sizlerde hayatın size sunduğu ama almamakta ısrarcı olduğunuz bu armağanların bir listesini yapıp; güvendiğiniz kişiyle paylaşabilirsiniz.

GERÇEK NEYSE ONU YAŞAYIN

Efendi adamlar insanlar hakkında inanç sistemleri oluşturarak, dünyalarını kontrol altında tutmaya çalışırlar. Genellikle de bu inançlarının gerçekte olanla pek bir ilgisi yoktur. Bu yüzden dışarıdan bakan biri için davranışları mantıksız ya da anlaşılmaz görülür.

Otuzlu yaşlarının sonlarında evli bir adam olan Les iş arkadaşıyla kısa bir ilişki yaşamıştı. Bunu neden yaptığını sorduğumda; “Sanırım biraz ilgi görmek istedim. dedi.
“Eşine olan öfkeni bu şekilde mi ifade ediyorsun diye sordum?”
“Ben karıma asla kızmam diye yanıt verdi.”
“10 yıldır evlisiniz ve seni kızdıracak hiçbir şey yapmadığını mı söylüyorsun?” dedim şaşkınlıkla…

Les, söz konusu eşi olduğunda, gerçeklikte yaşamıyordu. Eşi Sarah hakkında özel bir takım sorular sorduğumda ; eşinin evlendiklerinden beri neredeyse hiç yemek yapmadığından, çalışmadığından ve sexe karşı ilgisiz olduğundan bahsetti. Ama tüm bunlara rağmen ona kızmıyor, onu çok sevdiğini söylüyordu.

Önümüzdeki bir kaç ay boyunca onun karısı ile olan ilişkisinde bir ayna görevi gördüm. Ve zamanla o da gerçeği kavramaya başladı. Les, Sarah’ı istediği şekilde görmek için çabalıyordu çünkü eğer böyle yapmazsa yalnız kalacağından korkuyordu.

Les terk edilme korkusuyla yüzleşmeye başladıkça; karısının gerçekte nasıl biri olduğunu görmeye başlamıştı. Bu değişiklik sayesinde ne istediğini söylemeye başlamıştı. Sınırları kaldırmış; kızgınlığını ifade etmeye başlamıştı. Sonunda, işlerin düzelmeyeceğini düşünen Les boşanma kararı almış ve evden ayrılmıştı.

Gerçekleri olduğu gibi görmeye başlayan Les, Sarah ile ilişkisinde nasıl bir sistem izlediğini kavrıyordu. Bu kavrayış onu zor ama gerçekçi kararlar alma noktasına getirmişti. Artık yapması gerekeni yapacaktı; bir kapı kapandığında bir başkasının açılacağına ikna olmuş, istediği türden bir ilişki için müsait duruma gelmişti.

Hayatınızda sürekli olarak hüsrana uğradığınız veya kendinizi dışlanmış hissettiğiniz bir alan seçin. Bu alanlarda inançlarınızı bir kenara bırakıp gerçeği kabul etseydiniz hayatınızda ne gibi değişiklikler olurdu? Bunu bir düşünün.

DUYGULARINIZI İFADE EDİN

Yoğun yaşanan duygular efendi adamların kontrolden çıkmasına neden olabilir.

Evliğimizin başlarında, eşim Elizabeth’in hissettiklerimi paylaşmamam konusundaki, hayal kırıklığını hatırlıyorum. Çoğu efendi adam gibi bende; duyguları tehlikeli şeyler olarak görüyordum. 30 yıl boyunca Elizabeth’in benden ne istediği hakkında hiç bir fikrim olmamıştı.

Duygularımın farkına vardığımda bile onları kendime saklıyordum. Bir keresinde Elizabeth ile yüzleşmiştim. Bana, neden bunları bunca zamandır söylemeyip içimde tutuğumu sormuştu. O zamanlar bir cevabım yoktu.

“Bir kaç haftadır söylemek istiyordum aslında” diye yanıt verdim. Tipik bir efendi adam gibi.

Efendi adamlardan sık sık duyguları gizlemenin en mantıklısı olduğunu duyuyorum. Bu şekilde kimseye zarar vermeyeceklerini düşünüyorlar. Onlara bunun yanlış olduğunu, duyguların alt tarafı hissettiklerimiz olduğunu ve onları ifade etmenin bizi öldürmeyeceğini söylüyorum.

Duygularıyla iç içe yaşayan erkeklerin daha güçlü, iddialı ve enerjik oldukları açık bir gerçek… Çoğu erkek duygularını kadınlarla paylaşmanın onları zayıf düşüreceğine dair ilginç bir inanca sahip. Bende onları, duygularını kadınlarla paylaşmaya başlamadan önce erkeklerle paylaşmaya davet ediyorum.

Duyguları paylaşmanın en pratik ve akıllıca yollarından biri; terapi gruplarıdır. Efendi adamlar bu terapi gruplarında, sorunlarını paylaşabilir ve destek isteyebilirler.

Duygular, insan varoluşunun ayrılmaz bir parçasıdır. Duyguların dilini öğrenmek demek, sizi ömür boyu yanınızda gezdirmek zorunda hissettiğiniz bir bagajdan kurtarabilir. Bu da insanın kendini yeniden keşfetmesini ve yaşama sevincini anımsamasını sağlar.

Bir kaç yıl önce Eşim Elizabeth bir yaramazlık yapmış gibi bana geldi ve arabayı çarptığını söyledi. Sanki onu azarlamamı bekliyor gibiydi. Hiç bir yalan söylememiş, doğruca gelip ben arabayı çarptım demişti. Başkalarını suçlayabilir, ona kızmama engel olacak duvarlar örebilirdi ama o bunların hiç birini yapmamıştı.

Kızgındım ama araba için değildi. Ona bu konu hakkındaki duygularımı doğrudan ve açık bir şekilde söyledim. “Dur.” dedim. İkimizi de şaşırtan bir duygu yoğunluğuyla. “Şu an bu konuda ne tepki vereceğimi bilemiyorum. Duygularımı hissetmeme izin ver, bunu bir şekilde çözeceğiz.”

Bir süre sonra Elizabeth bana ve bir kaç arkadaşına; duygularımı ifade ettiğimde kendini güvende hissettiğini söylemişti. Beni üzdüğünü biliyordu. Bende duygularımı gizlemeden araba için üzüldüğümü ama elbette böyle bir şey için onun kalbini kırmayacağımı ya da kendisinden uzaklaşmayacağımı söyledim. Kendini güvende ve sevilmiş hissediyordu. Sonuç olarak hayatımızda bir şeyler olduğunda, bana bağlı kalacağını benimle bir şeyler paylaşırken güvende hissettiğini söyledi. Bütün bu olaylar bizi birbirimize yaklaştırmış, birbirimize olan sevgi ve saygı bağımızı arttırmıştı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s