NO MORE MR. NİCE GUY ÇEVİRİ BÖLÜM 17

KORKULARINLA YÜZLEŞ

Korku insan hayatının normal bir parçasıdır. Herkes korkar, en korkusuz görünenler bile… Efendi adamların her gün deneyimlediğinden farklı olarak; sağlıklı bir korku, yaklaşan tehlike için bir uyarı vazifesi görür.

Efendi adamlar için korkmak her şeyin ölçütüdür ve tüm korkularını zihinlerinin en derinlerine kaydederler. Ben buna bellek korkusu diyorum. Efendi adam, çocuklukta yarattığı bu korku yüzünden, yetişkinliğinde de sanki hala korkunç ve ezici bir dünyada yaşadığını düşünüyor. Bu sebeple de her şeyi kontrol altında tutmak ve tedbirli olmak zorunda hissediyor.

Bu tedbirli olma hali yüzünden yaşamlarında pek çok gereksiz deneyim yaşamak zorunda kalıyorlar.

Acı çekiyorlar çünkü yeni durumlardan kaçıyorlar.
Acı çekiyorlar çünkü tanıdık olandan uzaklaşmıyorlar.
Acı çekiyorlar çünkü başladıklarını erteliyor, kaçınıyor ve bitiremiyorlar.
Acı çekiyorlar çünkü geçmişte sonuç vermemiş işleri tekrarlıyor ve bazı şeyleri düzeltebileceklerini zannediyorlar.
Acı çekiyorlar çünkü olayları ve insanları kontrol edebilmek için çok fazla enerji harcıyorlar.

Nolan, bellek korkusunun, insanı felç eden o etkisine iyi bir örnek… Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine beni görmeye gelmişti. Son bir kaç yılı eşinden ayrı geçiyordu ama o hala boşanma kararını verip vermeme konusunda zorlanıyordu.

Nolan bana sık sık kafasının karışık olduğunu söylüyordu. Bu kafa karışıklığı, yüksek miktarda suçluluk duygusu da içeriyordu. Kafasının içinde olabilecekleri düşünüp duruyordu. – Ya eşimle boşanır ve sonra pişman olursam? – Ya çocuklarımın hayatı berbat olursa? – Ya tanrı bu kötülüğüm yüzünden beni bağışlamazsa ?- İşte Nolan böyle düşüncelerle sorunları sürekli tartıyor ve bir sonuca varmaktan kaçınıyordu.

Nolan’a, kafasının karışık olduğunu düşünmediğimi, sadece korktuğunu söyledim. İlk başlarda bunu kabul etmedi ama zamanla kendisini bir korkak olarak görmek istemediği için böyle yaptığını söyledi. Yavaş yavaş belleğini keşfetmeye başlıyordu. Çocuklukta yaptığı hataların korkunç sonuçları olmuştu, aynı şeylerin yeniden olacağından ölesiye korkuyordu.

Boşanması durumunda olası sonuçları beraberce konuştuk. Ona şimdiye kadar hayatında bir çok sorunun üstesinden geldiğini bunlarında üstesinden gelebileceğini söyledim. Yaptığımız korku listesiyle birlikte sorunlar onun için daha çözülebilir görünmeye başlamıştı. Bir kaç ay sonra beni arayıp boşanma kararını söyledi. “Halledebiliyorum” demişti.

Şayet efendi adamlar olarak korku belleğinden kurtulmak istiyorsak; geçmişteki değil şu anki korkularımızla yüzleşmemiz gerekiyor. Hafızamıza meydan okumak dışında hiç bir seçenek bizi tatmin edici bir sonuca götürmeyecektir.

Sizlerde hayatınızdaki korkuların bir listesini yapıp, listedekilerle tek tek yüzleşmeye çalışın. Kendinize sık sık şunu tekrar edin: “Halledebilirim.”

DÜRÜSTLÜĞÜNÜ GELİŞTİR

Çoğu efendi adam, güvenilir ve dürüst olmakla övünür. Aslında durum hiçte böyle değildir. Yalan söyleme yetenekleri çok güçlüdür ama yine de dürüst olduklarını düşünürler. Dürüst olmamak, yalan söylemek, temelde korku temelli bir davranıştır ve efendi adamları kişisel güçlerinden mahrum bırakır.

Efendi adamlar davranışlarını haklı çıkartacak tanımlar yaratmakta ustadırlar. Bazen neredeyse çocuksu tavırlarla şöyle söylediklerini duyabilirsiniz: – Yalan söylemedim, sadece her şeyi anlatmadım.-

Joel, başarılı bir inşaat şirketinin sahibiydi. Bazen işten biraz erken çıkıp sinemada bir film izlerdi. Karısının bu davranışına kızacağını düşündüğü için bunu ona söylemekten kaçınırdı. Eşinden gelecek olası bir soruya karşı önceden düşünülmüş hikayeleri vardı. İşin komik tarafı Joel’in eşine yalan söylemek için kesinlikle bir nedeni yoktu. Ancak nedensiz bir şekilde gerçeği gizlemek için harcadığı çaba ve stres korkunçtu. Özetle; Joel, eşiyle korkuya dayalı olan ilişkisini sürdürdü ve kişisel gücünden mahrum kalmaya devam etti.

Efendi adamlar bazen gerçeği söyledikten sonra bunun bir hata olduğunu düşünürler. Çünkü karşı tarafı öfkelendirmişlerdir. Aslına bakarsanız insanları aldatarak, gerçekleri çarpıtarak yaşamak, dürüst yaşamaktan kat ve kat daha zor bir iştir.

Benim dürüstlük tanımım ise şöyle; size neyin doğru geldiğini bulun ve buna göre hareket edin.

Çoğu insan karar verirken diğerlerinin ne düşüneceğini tahmin etmeye ve toplumun doğruları yönünde hareket etmeye çalışır. Bu toplumcu yaklaşımı izlemek, insanda; kafa karışıklığına korkuya ve acizliğe neden olur. Bunun yerine yukarıda da bahsettiğim tanım doğrultusunda ilerlemek kişinin gelişimi için her zaman daha faydalı olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s